Hem gezgin hem yerli olmak. İşte bütün mesele bu!

YAZMAK EYLEMDİR!

YAZMAK EYLEMDİR!

Ne yazayım, ne anlatayım diye bir şey yok kafamda. Öyle içimden geldi, eylem olarak, bir hareket olarak; kendim için. Gerçi bir kaç gün sonra İtalya’ya gideceğim, belki yazması ya da okuması daha keyifli olur, dönünce bol bol Roma’dan, Floransa’dan  bahsederim. Ama şimdilik canım sıkkın, eskiden yazmak iyi gelirdi, o yüzden yeniden deneyeyim dedim.

Geçiyor(mu?)

 Kendine sakladıkça insanın içi şişiyor, az insin de nefes alayım biraz, pek alamıyorum çünkü. Devamlı yeni süreçlerden geçiyor insan. Bu da benim için bir başka süreç, önemli olan onu nasıl atlatacağım, illa ki geçecek, inanıyorum yada en azından inanmak istiyorum. İtalya’ya gitmek mesela böyle bir süreci geçirmek, iyi atlatmak için bir şans mesela, bir tatil kafa dağıtmak için. Ama insan zihnini evde bırakıp gidemiyor bir yere. Nereye giderseniz gidin içinizdekiler de sizle geliyor zaten mesela iki gün önce Ankara’daydım, bugün İstanbul’dan yazıyorum.
Susmaya çok alışınca, zamanla diyecek bir şeyim de kalmadı zannediyorum, desem de kesin yanlış bir şey derim zaten diyorum, hatta belki yazmak bile yanlış ama en azından bir eylem. İçimden gelen, yapmayı istediğim yegane şey şu sıralar. Halbuki son iki haftada mesela ne çok şey yaptım. Finallere girdim, taşındım, arkadaşlarıma zaman ayırdım, psikiyatriste gittim, İstanbul’a geldim, rakı içtim(içtik), hatta taşınma esnasında can, canan arkadaşlarımla iki şişe de votka götürdük. Ağladım, nöbetler geçirdim, anneme belli etmedim, yarın alışverişe gideceğiz annemle bir de. Pazartesi rakı içtiğim, ölmem burada dediğim eve döneceğim, salı da oradan Sabiha Gökçen’e, İtalya’ya. Ama evime değil de eve döneceğim; misafirim çünkü. Her yerde öyleyim, üstelik kendi evim gibi emanet edilse de, öyle ağırlansam hatta at koştursam evin içinde, yine de misafirim. Ne yazık ki başka türlüsünü pek hissedemiyorum. Kimsenin suçu yok, kafa biraz gidik sadece. Biraz fazla geliyor bu kadarını bile dökülmek, bağıramayınca içeri doğru fazla kaçmasın diye biraz bir şeyler demem de lazım. Çünkü bütün kuşları vursak canımın sıkıntısı geçmeyecek gibi.
Bu süreç başladığından beri, çok hayal kırıklığı yaşadım, çok şaşırtan destekler de gördüm; hala da içindeyim bunun. Nasıl ve nereye gideceğini de bilmiyorum, biraz öfkeli biraz kızgınım, anlatamıyorum pek, anlamayadabiliyorlar. Sanırım eskisi kadar önemli değil ama bunlar. Bu garip kafayla nereye gideyim onu da bilemiyorum. Zaten Cemal Süreya öleli 25 yıl olmuş, daha ne olsun…
Bir ara Bodrum’la alakalı bir şeyler de yazmıştım onlardan birini de paylaşacağım, çeşit olsun, çok sıkılmayın. Bugünlük bu kadar, yine pek beceremedim anlatmayı.
Bu da bugün beni “anlat kızım diye beni gaza getiren kocaman  kadın Hümeyra’dan.

 

Paylaş


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir