Hem gezgin hem yerli olmak. İşte bütün mesele bu!

Beni sen öptün, sonra ben doğurdum seni

Beni sen öptün, sonra ben doğurdum seni

Ben Doğurdum Seni…

Bu yüzden bir daha hiçbir ana doğuramayacak bizi. Zaten bir sonbahar, bir kış atlattık. Bahara çıktıkta bahardan çıkamadık, adımı geçemedik.Umut beslemek için o umudu besleyecek bir şeyler olmalı insanın elinde, umutladığı şeyden gelen değil, kendi yarattığı, kendi emeğinden gelen bir şeyler. Kendi umudunu kendin besleyebilirsin ancak ya da onun yerine hem kendi umudunu hem karşındakinin umudunu köreltebilirsin. İnsanın içinde kalıyor ya o kötü, ama olmayınca olmuyor, onu da biliyorsun o daha  kötü.

 Yol

Yola çıkmak, yolda olmak diye bir şey var ama bu evsiz kalacağın, köksüz kalacağın anlamına gelmez aslında, biriyle yola çıktığında kökleri birbirinize sararsınız, evini hep yanında taşırsın, asla yük olmaz, yorulunca yine birbirinize yaslanırsınız, kaleniz olur. Ama illa herkesin böyle olacak, illa böyle mutlu olunur diye bir şey yok tabii. Ama insanı evsiz, umutsuz bırakmak başka bir şey, orta yerde çırılçıplak kalmak gibi de değil, yazsam yazamam, söylemesini beceremem. O hayal kırıklığının tarifi yok. Hani içinde kalıyor dedik ya öyle bir kalma o, hevesle gelip bir şeyler anlatacağın zaman kursağına dizilmesi, tepen bir şeye atmışken anlatayım da rahatlayayım derken anlatacak “o” insanı yerinde bulamayınca içinde patlaması gibi.
Bunları niye anlatıyorum, yazmak eylemdir diye bir yazı yazmıştım, hah yine orada yazdığım sebeplerden, o zaman ki gibi çok susmaktan bir şey diyememek durumundan sıyrılmaya çalışıyorum, en azından yazarak. O bahsettiğim süreç, tatil sonrası daha iyi bir hal aldı. En azından insan enerji toplamış oluyor, kafasında yeni şeyler  oluyor, sorulara cevap bulabiliyor, bunlar oldu, iyi de oldu. İyileşiyor gibi hissediyorum. Sanki iki ayrı varlık olarak hareket eden bir beden ve bir de zihnim varmış ama artık bir bütünlermiş gibi geliyor, hep böyle mi gider bilmiyorum, ama sonrasını sonra düşünürüz. Hala bazı şeylere çok üzülüyorum, yine de konuşamadığım ya da nasıl konuşacağımı, ne olduğunu çözemediğim şeyleri bir bir ayıklıyorum, bu iyi. Belki de “iyi kötü idare etmek” dedikleri böyle bir şey. Şimdilik idare ediyorum. Sonrası  iyilik güzellik olmadı epeydir, öyle olacağı zamanları umamıyorum ama onun da zamanı vardır, gelir belki.
Paylaş


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir