Hem gezgin hem yerli olmak. İşte bütün mesele bu!

BEN ŞİMDİ BU KABA NASIL SIĞAYIM?! BU PORTEKİZ’E GEÇİCİ BİR VEDADIR…

BEN ŞİMDİ BU KABA NASIL SIĞAYIM?! BU PORTEKİZ’E GEÇİCİ BİR VEDADIR…
Şu an Madrid hava alanında 4 saat ertelenmiş Milano uçuşumu bekliyorum.Hem yazmakta geciktiğim hem de benim için yazması güç olan bir yazı bu. Portekiz’de değilim artık. Bu Portekiz’e geçici bir vedadır…
 
12 Ocak 2017 den 10 Mart 2017 gecesine kadar Portekiz’de idim Evs projesi için. Daha önce ki yazılardan bildiğiniz üzere Algarve‘ı gördüm mesela, sonrasında gelecek yazılarda kuzey Portekiz’den, başkent Lizbon’dan da bahsedeceğim elbet (Evs- Portekiz günlükleri– Algarve notları için metine tık tık ).

Nova Gaia’dan Ribeira Manzarası

Canım Portekiz

Herkesin vardır bir sevdiği… Sadece bir insanı değil, ağacı, yeşili, çiçeği, böceği, kedileri ve köpekleri de seversiniz. Ama ben en çok denizi severim, suyu severim. Herkes her şehre aynı gözle bakmaz,aynı tadı almaz. Bir ülkede bir yeri çok sevip bir yerden hiç hoşlanmayabilirsiniz. Az çok İtalya’nın (özellikle Floransa’nın) benim favorim olduğunu bilir arkadaşlarım. Şimdi bir de başıma bu Portekiz sevdası çıktı. Benim aldığım tadı alacaksınız diye bir şey yok, ama ben insan gibi hissettirilmiş olmanın, okyanusun hasreti içindeyim daha şimdiden. 10 Mart akşamı 9 otobüsüyle Lizbon’dan Madrid’e geçtim, sabahın altısında varmıştım Madrid’e -kendisi apayrı bir hikaye-. Projeden ayın 7sinde ayrılıp Lizbon’a geçtim. Evden,diğer gönüllü arkadaşlarından nasıl ayrıldın diye sormayın, ağlarım. Sadece 2 ay dediğimiz o süre içerisinde öyle güzel (aslında pek çoğu belki sıradan ama Türkiyeli biri için lütuf niteliğinde olan) şeyler oldu ki, yeni bir yuva bulmuş gibi oldum, Portekiz’i buldum! Avrupa’nın başladığı ya da bittiği noktasına ayak bastım, üç beş kelime dil öğrendim. Kadın olduğum için tedirgin olmadan, üzülmeden, zarar verilmeden, saygı görerek yaşadım(bir dakika mendil çıkarıyorum:( ). Aklım, bir yandan sevdiklerim de ama sadece onları özlemiş halde ve bir o kadar özleyeceğim yerde kaldı.

Aveiro

 Yol

Portekiz’den uzaklaşırken anlamadım başta, böyle hissiz gibi. Sonra Madrid uçağına binip de iyiden iyiye uzaklaştığımı anlayınca, Madrid’in iyi geçmesinin de etkisi büyük tabi, dayanamayıp ağlayıverdim yolda. Fazla mı romantik geldi? Bence sakıncası yok. Bir şeyi hissedebiliyor ve hatta “güzel” hissedebiliyor olmak beni ben yapıyor, insan yapıyor, evriltiyor, seviyor ve sevdiriyor. Bir sürü belirsizliğin; hem kişisel hem ülke adına tabi ki; içine giderek yaklaştıkça daha bir hassaslaştım haliyle. Ama içimde kocaman, dopdolu bir sürü sevgiyle, yaşanmışlıkla… Belki şimdi daha iyi anlaşılıyordur neden bu kaba artık sığamayacağım. Mesela direnmek için söylerim ben bunu hep; şarap gibi şişende bekledikçe yıllanıp güzelleşmezsin direnme vaktiyse eğer, hareket etmek lazım, rakı şişesindeki balığın denizine, şarabın sarhoş akıllara girmesi,hareketlendirmesi lazım. Öyle şişede beklerseniz yaşlanırsınız. Halbuki direnseniz gençleşir,güzelleşirsiniz içer gibi 🙂 Bütün bu yaşanmışlıklar sonucu davul gibi ayaklarım, valiz taşımaktan kırılmış tırnaklarım, gittiğim yerlerin havası suyu sürekli değiştiği için yıpranarak uzayan saçlarım ve epey yorgun bir sırtım var şimdi. Bu yorgunluklar başka türlü bir direnme, hareket kazandırdı bana 🙂  Cebimde anlatsam roman olacak hikayelerim, mutluluklarım var. Sonrası? İyilik güzellik olur diye bekliyorum işte.
Coimbra’da Fado ❤
 
Gerçekten kitap olacak bir doluluk var içimde Portekiz de olanlar ve sonrasında olacaklar için. Bu sefer ki yazıyı kısa bir anekdot, bir duygu patlaması gibi düşünün. Elbette ki gerisi gelecek, Portekiz, Madrid ve arkasından gelen İtalya seyahati yazılarında görüşmek üzere. Ben de bu arada kendime yeni kaplar,şişeler bakayım, belki araya araya değil de kendimi bırakıp akışa 🙂
 

 

Lagos

 

Paylaş


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir