Hem gezgin hem yerli olmak. İşte bütün mesele bu!

KEFKEN- KERPE- KANDIRA: HEM YAKIN HEM UZAK

KEFKEN- KERPE- KANDIRA: HEM YAKIN  HEM UZAK

Hem İstanbul’a yakın hem değil; Kefken- Kerpe. Hafta sonu kardeşimin ilk cuma- cumartesi iznini değerlendirmek için yakında bir yerlere gitmeye karar verdik. Epeydir aklımızda olan Kerpe’de 2 gece konaklayacak yeri ayarladık ve 19 Mayıs cuma sabah erkenden yola çıktık (tık tık, fakat daha fazla konaklama seçeneği isterseniz ki bence daha iyisi var, yorum bırakın, yazayım ;)). 

Ulaşım

Çoğunluk arabayla gidiyor. Gittiğiniz sezona göre değişir ancak yazın hareketli zamanları değilse araba mantıklı. Dolmuş saatleri insanı sıkıntıya sokabiliyor sezon dışında. 19 Mayıs’ta bile pek o kadar sezonluk olmamıştı anlayacağınız. 

Biz Esenler otogarından Gürkan Turizm ile Kandıra’ya gittik. Sitelerinden bilet alamayınca obilet‘i kullandım. Aynı firmanın Harem’den de Kandıra’ya  direk seferleri var. Kerpe’ye direk giden bir sefer yok. İzmit’e geçip oradan Kandıra’ya dolmuş ya da servisle geçmeniz gerekiyor veya Kandıra’ya direk geçip sonra Kerpe dolmuşuna binmeniz gerekiyor. Kısacası Kandıra’ya geçmeniz şart. Kefken için de yine aynı yerden kalkıyor dolmuşlar.

Öyle okunduğu kadar meşakkatli değil, korkmayın. Biz Esenlerden 3 saatte gittik. Evet, arabayla 1-1.5 saat belki ama arabasız biri için süre gayet iyi. Hem de Esenlerden.

Kandırada dolmuş bekleme oyalanmacası ve teyzenin bahçe çilekleri <3

Kerpe

Miço Koyu- Kadınlar plajı

Kerpe’ye saat 12- 1 arası vardık. Aparta eşyaları bırakıp dışarı attık kendimizi.  Önce halk plajının olduğu taraftan başlayarak Kartal kayalıklarına kadar yürüyüş yaptık. Kayalıkların orası mini bir Algarve havası uyandırdı bende. Bir an sanki küçültülmüşünü getirip Karadeniz’e bırakmışlar gibi hissettim. Hepsinin güzelliği kendine özgü tabi. İkinci kez bakınca benzemeyen ne çok şey olduğunu da görüyorsunuz; benzerlik aramaya değil yeni bir şeyler görmeye geldik zaten.

Plajlar için hemen sahilde bulunan halk plajı gayet iyi, elbette sezon da daha temiz olduğunu varsayarak söylüyorum. Deniz biraz ilerleyince çoğunlukla kumluk; içe çeken akıntı nedeniyle kayalıkların orada yüzmek yasak. A bir de mayısta su çivi gibi soğuk 🙁 Bir de epey başarılı bulduğumuz Miço koyu (Kadınlar Plajı) var. Açıkçası en çok kayalıkları ve Miço koyunu sevdim. Karayip Korsanları çekilecek plaj.

Denizi haricinde bir de ormanları var. -LARI var, evet. Bak bak doyamazsınız. Araştırma ormanı, sahile doğru yön almış ağaçlardan oluşan ormanlar. Yol üstünde Kerpe’ye gelirken de hep ormanların arasından geçip geliyorsunuz. Ormana her yerde giremiyorsunuz, yasak çoğunlukla. Ama arada yürünecek yolları var.

Kadınlar plajına orman içinden yol

Kayalıklar ve sahilde yürüyüş çok keyifliydi ama sanırım sezon dışında iken çevre pek kimsenin umurunda değil. Tamam için, oturun, eğlenin de arkadaş o nasıl pisliktir ya! Şimdi olayı içiyorlar ediyorlara da çevirmeyin. Çekirdek çitleyende orada, plastik su şişesini oraya bırakan, denize atan da. Sahil de bundan hallice, zaten plajlardan, deniz kenarından anlarsınız. O kadar güzel bir yere, bir yanı Karadeniz, bir yanı yemyeşil bir yere haksızlık.

Kefken- Cebeci Plajı

Kefken Marina

 

Kefken- Kerpe arası dolmuşla 15 dakika civarı sürüyor. Biz 2. gün bir takım aksiliklerden dolayı pembe kayalıklara gidemedim (Kefken’de). Ancak vaktiniz olursa mutlaka gidin. Biz önce Kefken merkeze daha sonra da Cebeci Plajına geçtik. 

Kefken marina ve marinadan yukarı doğru gittiğinizde karşınıza çıkacak koylar mutlaka görülmeli. Marina’nın karşısında ki çay bahçelerinde oturup keyif yapabilirsiniz ancak Kerpe’nin aksine deniz kenarı restoranları ya da barları yok. Bütün mekanlar iç kısımda.

Cebeci Plajı

Kefken’ den sonra Cebeci Plajına gidip sahilde kendimizi dinlenmeye verdik. Plaj gibi plaj ama bir yanıda yürüyüş parkı bildiğiniz, yani hem plaj hem de bildiğimiz mahalle parkı tadında. Ama Kocaeli belediyesi iyi bakmış oraya, denize giren sayısı daha fazlaydı Cebeci’de.

Yeme- İçme

Kahvaltı için Kaptan restoranı önermişlerdi ama pek övdükleri gibi değil bence. Gayet standart sıradan bir serpme kahvaltı (bana kalırsa ona tam serpme de denmez, ama kötü ya da lezzetsiz değildi, sadece abartmışlar yorumlarda bence). Sahilde bir kaç mekan daha var serpme ya da açık büfe kahvaltı imkanı sunan. Bir daha ki sefere onları deneriz artık.

Ama en önemlisi balıklarını tek geçerim. Sabah, öğle, akşam; alkollü, alkolsüz yiyiniz. Biz Karagöz restoranda ilk gece bir kaç çeşit meze ile tekir yedik. Yalnız mezelerin bazıları hemen hemen her mekanda konserve, açıkça sorun, ona göre seçin. Daha önce fasıl ya da canlı müzik olduğunu duymuştuk mekanda ama bize denk gelmedi. Ama balık şahane, taze taze, pamuk gibi dağılıyor yedikçe. Yanına da elbette ki rakı.

Diğer gün ise Kerpe Diem‘i denemeye karar verdik, hemen yanında bulunan Ceneviz’i de deneyebilirsiniz. Kerpe Diem aynı zamanda bir butik otel. Restoran kısmı Karagöz’ün biraz daha ilerisinde, az daha kuytuda kalıyor sanki. Hem açık alanından hem de çadır salon diyebileceğimiz kapalı ve de sobalı kısmından denize baka baka yiyip içebilirsiniz. Her iki kısmı da çok hoştu. Ama hava yeterine ısınmamışsa iç kısmı tavsiye ederim, özellikle de uzun oturmayı planlayanlara. Kerpe Diem’de çoban salata, Karadeniz mezgiti ve hamsi söyledik. Gözlerimden kalpler fışkırdı resmen. Öyle lezzetliydi ki. 

Neler Yapılır?

Yalnızca yüzme ya da yürüyüş değil dalga sörfü, dalış gibi özellikle sezonda sayıları artan su sporlarını da yapabileceğiniz bir yer Kerpe. Kendi adıma İstanbul’a bu kadar yakın bir yerde dalış yapmak işime gelir elbette. En azından hafta sonu atlayıp gitmek ve dönüp hafta içi koşuşturmacasına yetişmek daha kolay olur.

Kefken- Kerpe seyahati ile ilgili başka merak ettikleriniz ya da yazmamı istediğiniz başka konular- yerler varsa lütfen yorum bırakın 🙂

Paylaş


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir